«

»

Feb 02 2014

Aşı ve İlaçlar

Note: This is a post to convince Turkish parents to not to trust anti-vaccine conspiracy theories.

Aşı karşıtı söylemlere maruz kalıyoruz. Özellikle ebeveynler çocuklarına aşı yaptırmakta tereddüt yaşayabiliyor. Şüpheci olmak çok önemli lakin şüphe ile komplo teorisini ayıran şey nedir? Doğruluğu kontrol edilemeyen/ispatlanamayan iddialara dayanan şüpheler komplo teorisidir. Bu yüzden iddiaları iyi değerlendirmek gerekir.

Aşı ya da herhangi bir ürün karşıtı kampanyalar hep üreticilerinin para kazanması üzerine kurguluyor argümanlarını. Peki nasıl olmalı? Teknolojik ya da tıbbi bir buluş, mucidine para getirmezse (patent sistemi olmazsa mesela) dünyada ilerleme nasıl sağlanacak, buluşlar nasıl yapılacak? Takdir edersiniz ki şu an baktığınız ekran, internet, altınızdaki araba, metro, uçak ve dahi aşılar, ilaçlar ve diğer tüm tıbbi yenilikler rekabet üzerine dayalı serbest piyasa ekonomisinin sonuçları. Başarılı olabilen farklı bir sistem görülmedi henüz dünyada. “Hiç mi suistimal yok” derseniz, haklısınız tabii ki var derim. Menfaatin olduğu her yerde (ki para en önemli menfaatlerden) mutlaka suistimal var. Suistimal edilmeyen hangi meslek var ki?

Peki kontrol mekanizması var mı? Elbette var. Örneğin kimse bahçesinden çıkan suyu şişeleyip satamaz Sağlık Bakanlığı’ndan izin almadan. Aynı şekilde basit bir el kremi bile Sağlık Bakanlığı’ndan izin almadan piyasaya sürülemez. İlk izinden sonra kontroller de devam eder. Bakanlığın ifşa ettiği sahte balları, kusurlu suları vs hatırlayınız.

Aşılarda ve ilaçlarda bu durum çok daha ciddidir. İlaçlar piyasaya sürülmek için ABD’de meşhur Food and Drug Administration’dan (FDA) 4 aşamada izin almaya tabidirler. Prosedür FDA tarafından iki sayfada şurada İngilizce özetlenmiş. FDA’nın yanında ülkelerin sağlık bakanlıkları ve benzer organlar da var.

FDA iznini almaya çalışan ilaçlardan %95’i testleri geçemiyor (kaynak), bu çok ciddi bir oran. Yine aynı makaleye göre ArGe harcamaları ve regülasyonları geçmek için harcanan miktarlar ilaç başına 350 milyon ile 5 milyar dolar arasında değişiyor. Sanırım bu sayılar neden ilaçların ve aşıların satılması ve üreticilerinin bundan kar etmesi gerektiği konusunda şüphe bırakmıyor.

Peki sistemde hata olmuyor mu? Elbette oluyor ve sonradan o ilaç/aşı piyasadan çekiliyor. Örneğin FDA’nın başlattığı Vaccine Adverse Event Reporting System (Aşı yan etkileri şikayet sistemi) ile aşı şikayetleri iletiliyor sisteme 1990’dan beri. Lakin o oldukça düşük hata oranlarına bakarak tüm sektörü kötülemek insafsızca olur kanaatindeyim. O düşük hata oranları yüzünden tüm ilaçları reddetmek, çok faydalı ve hayat kurtaran ilaç ve aşıların faydalarından mahrum kalmak demek. Bunu aşağıda çiçek aşısı ile örnekledim. Aynı şekilde modern araçlar insan ölümüne sebep oluyor diyerek taşıtları reddetmiyoruz mesela.

Aşıların faydalarını UNICEF raporundan okuyalım:

Aşılanma olmasaydı görülecek yıllık ölüm Engellenen Görülen % Engellenen
Çiçek hastalığı
5.0 milyon 5.0 milyon 100
Difteri
260,000 223,000 37,000 86
Boğmaca 990,000 630,000 360,000 64
Kızamık 2.7 milyon 1.6 milyon 1.1 milyon 60
Neonatal tetanoz 1.2 milyon 0.7 milyon 0.5 milyon 58
Hepatit B 1.2 milyon 0.4 milyon 0.8 milyon 33
Tüberküloz 3.2 milyon 0.2 milyon 3.0 milyon 6
Kalıcı çocuk felci 640,000 550,000 90,000 86
Sıtma ve diğer parazitik enfeksiyonlar 2.2 milyon 2.2 milyon 0
HIV/cinsel yolla bulaşan hastalıklar 1.3 milyon 1.3 milyon 0
İshal/tifo 3.0 milyon 3.0 milyon 0
Üst solunum yolları enfeksiyonu
3.7 milyon 3.7 milyon 0

Mesela çiçek hastalığı (smallpox) dünyadan tamamen kaldırılmış aşılar sayesinde. Yılda 5 milyon insanın hayatının kurtulduğu hesaplanıyor. Peki ya yan etkiler? Çiçek aşısı yüzünden her 1 milyon kişide 1-2 ölüm gerçekleşmiş bugüne kadar (kaynak).Yılda 5-10 çocuk ölüyor, bir kısmı da hayati olmayan bazı sorunlar yaşıyor ama 5 milyonu kurtuluyor. Kar zarar hesabı ortada değil mi?

İşte aşı karşıtı kampanyalar bu büyük resmi görmek yerine minimum düzeyde olan yan etkileri servis ediyor maalesef.
Batı ülkelerinde diğer birçok hastalık da görülmüyor artık aşılar sayesinde yine (çocuk felci gibi). Maalesef dünyanın diğer taraflarında bu hastalıklar hala var, bunun en önemli nedenlerinden birisi de aşı karşıtı kampanyalar. Eğer komplo teorilerine inansaydım, aşı karşıtı kampanyaların “dış mihrakların” gelişmemiş ülkeler üzerine oynadığı oyunlardan birisi olduğunu söylerdim.

Diğer bir veri: 1995’de Hepatit A aşısı ilk kez piyasaya sürüldü. O günden bu yana Hepatit A vakalarında %89 azalma görüldü. Aynı kaynaktan: 1998’de ABD’de piyasaya sürülen rotavirus aşısı bir yıl sonra yan etkileri yüzünden geri çekilmiş. Aynı şekilde 1999’dan itibaren FDA, civanın (ağır bir metal) tüm ürünlerden, ilaçlardan ve aşılardan çıkartılmasını şart koşmuş. Demek ki sistemin sigortaları işliyor.

Şu grafiklere de göz atarsak bence ilaçlar ve aşıların insan yaşamı üzerine etkisi zihinlerde açığa kavuşacaktır:

1) Ülkelerin ortalama yaşam süreleri (kaynak):

Life_Expectancy_2005-2010_UN_WPP_2006
Gelişmişlikle ne kadar doğru orantılı değil mi? Batı ülkelerinde ortalama yaşam 80’e ulaşmış, Türkiye hala 70-72 kuşağında. Afrika’nın hali içler acısı. Bu oranları etkileyen başka faktörler (savaş gibi) de olduğunun farkındayım, lakin modern tıbbın ana etken olduğunu düşünüyorum.

2) Modern tıbbın etkisi: ABD’de yıllara göre ortalama yaşam süresi (kaynak)

yasam
55 yılda ortalama yaşam süresi (life expectancy) 68’den 78’e cıkmış ABD’de. Yani “yeni icatlar” insanları öldürmüyor, bilakis hayatı uzatıyor. Diğer bir kaynak.
3) Doğan her 1000 çocuktan kaçı 1 yaşına gelmeden ölüyor? (kaynak ve resim)

Infant_mortality_rate_world_map

Yine dünyanın bölgelerini kıyaslamak bizi önemli sonuçlara ulaştıracaktır.

4) Çocuk ölüm oranları (infant mortality rate) dünya genelinde düşüyor (kaynak). World: dünya, More developed regions: gelişmiş bölgeler, Latin America and the Caribbean: orta-güney Amerika ve Karayipler
Infant_Mortality_Rate_by_Region_1950-2050
Tüm dünyada 1950’de her 1000 doğumdan 150’sı, şimdi ise 45’i bir yaşına gelmeden ölüyor.

Sisteme güvenmek ya da güvenmemek sizin elinizde tabii ki. Güvenmemek yalnızca ilaç şirketlerinin değil, FDA, Dünya Sağlık Örgütü (WHO), UNICEF ve TC Sağlık Bakanlığı gibi birçok kurumun da bu komplonun bir parçası olduğunu iddia etmekle mümkün oluyor. Hatta aşı karşıtı iddialarda da geçtiği gibi etrafımızdaki tüm doktorları “sorgulamayan kör inançlı”, “komploya boyun eğmiş”, “kişisel çıkarı için insanların sağlığını hiçe sayan” olarak nitelememiz gerekiyor.

Son olarak aşılar ilaç şirketlerinin karını arttırmak yerine düşürüyor. Biliyorsunuz ki birçok ülkede çocuk aşıları ücretsiz yapılıyor. Hükümetler, bütün çocukların aşılanmasının masrafının, aşılanmazsa hastalanacak çocukların bakım masraflarından çok daha az olacağını bildiği için bu yükün altına giriyor. Yani yaşanacak can kayıplarını ve hastalıklardan dolayı kaybedilecek zaman ve iş gücünü bir kenara bıraksak dahi, hastalıkların maddi külfeti (yani ilaç şirketlerine kazandıracağı para) aşıların kazandırdığından çok daha fazla olacak.

Ek okuma: Aşı karşıtı kampanya nasıl başladı ve yakın zamanda hangi aşıyla önlenebilecek salgınlar görüldü dünyada (Ingilizce)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>